Çikolatalı Kek

Anneme her gittiğimde elim dolu dönüyorum. Bu seferki gidişimde de, bu çikolatalı kekleri paketleyip verdi fotoğrafını çekmem için. Yakında siteyi tamamen ele geçirecek gibi görünüyor :) Zaten o olmasa biraz zor ilerlerdik bugüne kadar..

Tarif evcini‘nden..

MALZEMELER
2 bardak un
2 çay kaşığı kabartma tozu
1/2 çay kaşığı karbonat
1/2 çay kaşığı tuz
3/4 bardak şeker
3-5 yemek kaşığı kakao
1 yumurta
1 bardak + 2 yemek kaşığı süt
1 çay kaşığı vanilya
1/3 bardak sıvıyağ
1/2 bardak çikolata parçacıkları

YAPILIŞI
Bir kasede elenmiş un, kabartma tozu, karbonat, tuz, şeker ve kakao karıştırırlır.
Ayrı bir yerde yumurta çatalla çırpılır. İçine süt ve vanilya eklendikten sonra yağ da ilave edilir.
Kuru malzemeler ve ıslak malzemeler içinde topak kalmayana kadar karıştırılır.
Çikolatalar da eklenip güzelce karıştırılır. Üzerine arzuya göre fındık, ceviz vb. eklenebilir.
Karışım, küçük kek kalıplarının 2/3’ü dolacak şekilde paylaştırılır.
Önceden 190-200 dereceye ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişirilir.

Ayva Marmelatı

Yine ayvalı bir tarifle devam ediyorum. Tarif Leman Cılızoğlu’nun kitabından, hazırlayan da annem..

MALZEMELER

1 kg. ayva
1 kg. şeker
1 limonun suyu

YAPILIŞI

Ayvalar yıkanıp kabukları soyulduktan sonra dilimlere ayrılıp çekirdek evleri temizlenir.
Tencerede az bir miktar su ile kolayca ezilinceye kadar haşlanır.
Suyu süzülüp süzgeç veya blendırdan geçirilir.
Ayva ezmesi tekrar tencereye alınıp, üzerine şeker ilave edilir.
Orta hararetli ateşte boza kıvamına gelene kadar karıştırarak pişirilir.
Kıvamının olmasına yakın, limon suyu eklenip, tekrar üç-dört taşım kaynatılır.
Ateşten indirilip, köpüğü alınır.
Sıcakken kavanozlara doldurulur ve soğuduktan sonra kavanozun ağzı kapatılıp, serin bir yerde saklanır.

—–o—–

Bu güzel kahvaltılık tarifini vermişken pazar kahvaltısı için denediğim lor salatasından bahsetmek istiyorum. Fotoğrafını çekemedim ama çektiğim zaman muhakkak tekrar paylaşacağım. O zamana kadar siz de bu güzel lezzetten mahrum kalmak istemiyorsanız sevgili sema’nın sitesine bir uğrayın derim. Ben soğansız yaptım, eminim soğanlı da güzel oluyordur.

Zeytinyağlı Ayvalı Kereviz

Yemekler anne tarafından pişirilmiş, servis tabağına konup süslenmiş. Hazır fotoğrafları da çekmişim, sadece siteye yazması kalmış. Herşey tamam ama nedense son aşamada elim bir türlü gitmiyor yazmaya. Vakitsizlik demeyeceğim, vakti doğru kullanamamak benimkisi. Bilgisayar öyle birşey ki; başına oturulduğunda insana asıl işi dışında herşeyi yaptırıyor saatlerce. Bu konuda kontrolü elinden bırakmayıp, kararlı bir şekilde vaktini planlayan, bilgisayardaki işlerini ıvır zıvıra takılmadan halleden insanlara gıpta ile bakıyorum.

Her çocuklu insan gibi benim de gün içinde ne zaman boş vaktimin olacağı belli olmuyor. Ama her ne olursa olsun plan yapıp uygulamak o kadar da zor olmasa gerek. Mesela ben bu yazıyı yazmak için Yasir’in uyuduğu bir vakti seçmiş olsaydım rahatlıkla yazıyı yazıp yayınlayabilirdim. Yasir uyanıkken bu yazıyı yazmak bana, onlarca kez masa başından kalkmama ve darmadağın bir mutfağa mal oldu.

Aslında büyük işleri halletmek için çok uzun vakitlere ihtiyacımız yok. Yetiştirmeniz gereken önemli bir işiniz olduğunu düşünün. Ne yaparsınız? Gün içinde fırsat buldukça o işle ilgilenirsiniz değil mi? Ben de kendim için diyorum ki; fırsat buldukça maillerini kontrol etmek yerine, bir kaç sayfa kitap okusan ya da araman gereken bir arkadaşını arasan, siteye yazı yazsan vs. vs.. Gün içinde elimize geçen o birkaç dakikalar birleşince bir saat olur, bir gün olur. Bir saatte ne çok iş halledilir öyle değil mi? Böylelikle bomboş geçti dediğimiz günler bereketlenir. Çocuklu anneler olarak kabul edelim, bundan böyle eskisi gibi uzun uzun saatlerimiz olmayacak boş geçen. Çünkü her an, her dakika size ihtiyacı olan bir varlık var. Benim ne zaman boş vaktim olacak diye düşünmek, beklemek yerine, eldeki fırsatları (dakikaları) değerlendirmek en akıllıca çözüm.

Bu yazıyı aslında en çok kendim için yazdım. Boş işlere daldıkça aklıma gelsin, gözümün önünde olsun diye. Ama sanırım bu dertten muzdarip olan benim gibi birçok anne vardır. Evet, hayat hızla akıp gidiyor, başarmak için bekleyecek vaktimiz yok.

O zaman fazla vakit kaybetmeden tarife geçelim. Tarif; evcini, uygulayan; annem, fotoğraflayan; ben..
(tarifi aynen evcini’nin yazdığı şekliyle aktarıyorum, her aşama çok net anlatılmış. teşekkürler evcini..)

MALZEMLER

4 adet orta boy kereviz (varsa bir kaç ince dalı ve yaprağı)
1 adet orta boy patates
Ayva (patatesle aynı miktarda)
1 yemek kaşığı limon suyu
1 adet orta boy kuru soğan
60 ml. (1/4 cup) riviera zeytinyağı
1 adet iri portakalın suyu
Yarım limonun suyu (az ekşi seviyorsanız, daha az; çok ekşi seviyorsanız daha çok kullanın)
Çok iyi kalite sızma yağ
Deniz tuzu

YAPILIŞI

  1. Orta boy bir kaseye su doldurun. İçine bir yemek kaşığı limon suyu ekleyin.
  2. Kerevizlerin kabuklarını biraz derince soyun. Tavla zarı büyüklüğünde küp küp doğrayın. Limonlu suyun içine atın. Kerevizin taze dallarını ve küçük yapraklarını yıkayın. Küçük küçük doğrayıp, bir köşeye ayırın.
  3. Aynı şekilde, patatesin ve ayvanın kabuklarını soyun. Hepsini tavla zarı büyüklüğünde, küp küp ve eşit miktarda doğrayın. Onları da limonlu suyun içinde bekletin.
  4. Bu arada, orta boy tencereye riviera zeytinyağını koyun, orta ateşte hafifçe kızdırın. Çok çok küçük doğradığınız soğanı ve bir çay kaşığı deniz tuzunu yağa ekleyin. Soğanlar şeffaflaşana kadar pişirin.
  5. Suyun içindeki sebzeleri iyice süzdürün ve bir köşeye ayırdığınız dallar ve yapraklarla beraber tencereye ekleyin. Orta ateşte, soğanla ve yağla kaplanana kadar kavurun. Sebzeler hafifçe tencerenin dibine tutunmaya başladıklarında, portakal ve limon suyunu ekleyin.
  6. Bir parça fırın kağıdını elinizin içinde buruşturun ve sebzelerin üzerini kapatın. Tencerenin kapağını da kapattıktan sonra, ocağı yavaşa alın ve 25 -30 dakika pişirin. Bu sürenin sonunda bütün sebzeler ve ayva yumuşayacak ve tencerenin dibinde sadece yağ ve çok az sos (portakal ve limon suyu) kalacak.
  7. Ocağın altını kapatın ve tencerenin içindekiler kendi halinde soğuyana kadar bırakın.
  8. Soğuyan yemeği, servis tabağına alın. Üzerine kaliteli sızma yağdan gezdirin. Arzu ederseniz biraz, portakal kabuğu rendesi ve çiğ kereviz yaprağıyla çeşnilendirin. Servis yapın.

Ayva Tatlısı

Herzaman olduğu gibi yine annemden güzel bir tarifle karşınızdayım. Aslında meyveli tatlılarla pek aram yoktur ama hem pratik oluşu, hem de birçok kişi tarafından beğenilmesi sebebiyle ben de misafirlerim için hazırlayabilirim.

Öncelikle arzu ettiğiniz miktarda ayvayı yıkayıp kabuklarını soyun. İkiye bölüp çekirdeklerini temizleyin. Bu işlemi uygularken ilk soyduğunuz ayvaların kararmaması için soyduklarınızı limonlu suda bekletin.
Yayvan ve geniş bir tencereye ayvaların çukur kısımları üste gelecek şekilde dizin. Ayvalardan birinin kabuklarını ve çekirdeklerinden de bolca tencereye ilave edin. Çekirdekler ayvaların kırmızı rengi almasını sağlıyor.
Büyük servis kaşığı ile ölçerek her bir ayvanın üzerine 1,5 servis kaşığı toz şeker ekleyin. 1-2 karanfil ve yarım su bardağı su da ilave edin ve tencerenin kapağını kapatın.
Ayvaları su kaynayana kadar harlı ateşte pişirip sonra ocağın altını kısın. Bu şekilde ayvalar yumuşayıp, suyu jöle kıvamına gelene kadar bir kaç saat kısık ateşte pişirin.
Pişen ayvaların üzerlerine servis sırasında kaymak koyup, yeşil fıstık serperek süsleyin.